kim varmıs?

5 Ocak 2012 Perşembe

peacable kingdom.

patti smith; gelmişsin 65 yaşına daha geçen gün nolur ölmeden seni bi kez canlı dinlesem?

tiner kokusu sağolsun şu an kafamın tam çalıştığını söyleyemeyeceğim. 5.günün sonunda evime geldim, banyo yapmayı "özlemişim" resmen. finallerden saçma sapan binlerce-gerçekten abartmıyorum-projeden nefret ediyorum. baktığım her yerde, her insanda çizgiler görmeye başladım. hayatım karikatürize ediliyor resmen.
bitmiyor,bitmiyor ve de bitmiyor ama.
yapıyorsun, bakmıyorlar bile. olmamış diyip önüne geri atmaları o kadar basit ki.
neye göre kime göre olmamış demek istiyorum, görsel bir şeyse sanat denen kavram ve ben daha yolun başındaysam önüme kaç gün uğraştığım işi atmanız ne kadar doğru?
-hele ki siz sanat adına açıkcası bi bok yapmazken...

hayatımda şu sıralar rayında giden, beni yormayan tek şey ilişkim sanırım. 1 yılı devirmişken, çok yoğun,çok ağır tartışmaları atlatmışken hala ilk günkü tazeliğini koruyan hala ona sarılıp uyuduğum gecelerde kendime milyon kez tekrarladığım şey şu ki senden daha başka daha fazla huzur veren bir şey yok bana.
aynı okulda olmamız sıkıntı olabilir mi diye çok düşünmüştüm açıkcası bu tercihi yapmadan, her gün seninle olmak bilmem belki bunaltırdı belki yaptığımız işler konusunda tartışırken göreceli olan bu işte yer edinmeye çalışırken beğeniler ters düşerdi ve bizde de az yok ya hani şu gurur, biz de tersleşirdik diye...

yokmuş ama öyle bir şey. iki insan birbirini her haliyle her özelliğiyle sevip kabullenebilmeyi öğrenebiliyormuş. sevgiden önce saygı geliyormuş aslında ilişkilerin en başında...

ben bunu senden öğrendim.
ben birisine saygı duyup sonra sevmeyi, sevdikçe güvenmeyi, güvendikçe bağlanmayı, bağlandıkça aşkı
senden öğrendim (:

edith piaf iyidir, filminde çok ağlamıştım mesela.
(nedensiz ve yersiz söylenen bir şey bu da işte.)



annemlerin bağırışlarını tartışmalarını kaç yıldır süren bu evliliğin geldiği durumu gördükçe, hele ki tek dertleri maddiyattan ötürü söylenen yalanlarken içim acıyor. hayır üzülmüyorum, kendi hayatları kendi ilişkileri evet ben sadece her güzel şeyin gerçekten bir sonu olacağına inanmak istemiyorum.

3 Ocak 2012 Salı

ilk yazım her zamanki gibi çok dağınık oldu.

Yeni bloga başlamak zor oluyormuş, birisi denk gelse şimdi bu kız ne diyor diyip kapatır herhalde. Ama mecburdum malesef, 2011 gibi eski blogumu-yaşananları- geride bırakmak zorundaydım. Bazı şeyleri yoluna koymak için, hala zaman zaman kendi kendine can çekişen hafızaları toparlamak için. Toparlayıp artık görünmeyecek bir köşeye koymak için.
Hiçbir şey olmamış gibi öylesine bir yazıyla başlamak istiyorum. Ne öncekiler gibi intihar meyilli ağlayacağım sizlere ne de cümleleri ordan burdan birleştirip uzun anlaşılmaz cümleler kuracağım. Çünkü hayatım şu an buna elvermiyor. Normal bir üniversiteli ne yaparsa öyle yaşıyorum.
Yaşamaya çalışıyorum.
Mesela okulda buz olmuş yollarda yürürken bi yerimi kırmamaya özen gösteriyorum, 3 gündür okuldaydım bugün nihayet evime geldim ve sağlamım.
Sonra projeleri yetiştirmem lazım. Saçma sapan 100er 100er çizmem gereken bi sürü şey var. Neden olduğunu bilmiyorum sorsam eminim bunu yaptıranlar da bilmiyordur. Son zamanlarda en çok kurduğum cümle:
isteyerek girmemiş olsaydım şu okulun bu bölümüne çoktan 's*kerler böyle işi' diyerek tekrar sınava hazırlanmaya başlamış olurdum.

malesef bunun için de çok geç.

ben aslında hayatımda her şeye geç kaldım. her zaman böyleydi bu okuluma derslere kararlarıma ilişkilerime en çok da kendime geç kaldım. bıraktığın yerde kalmıyor ya hayat ben hep orda aradım onu. en çok da eski ilişkimde farkettim durumu... küçük bi not şeklinde açıklama gereği duyuyorum burada. küçük bir itiraf. evet yine görüştüm onunla bi kaç hafta önce. neden yaptım bilmiyorum,özlemiş miydim? özlediğim kimdi sevgilim dediğim adam mı? onu eskisi gibi beklemiştim yine iki lafıma güler evet artık her şey iyice boka batmış olsa da bulurum ben bir yolunu ortak bi konu bi karar bi bakış yakalanır mutlaka. biz farklıydık ya özeldik ya herkesten değişiktik ya bizim ilişkimiz başkaydı ya falan filan. gerçekten bittiğinde ve bittiğini kendi kendine kabullendiğinde anlıyosun bunu hayır, aslında siz hiç farklı değildiniz. ben farklıydım. ben hep özel yaşadım ilişkilerimi. karşıma ondan sonra daha çok sevebileceğim bir adam çıktı. sevdim de, seviyorum da hala. peki neden gittim onun yanına yine neden görmek istedim neden sarılmak istedim ona o gün? hep bi neden sorusu,kendime. bilmiyorum.
sadece bitti işte. üstünden 1 yıl geçmiş eski sevgilimi ben ancak 2 3 hafta önce bitirebildim kalbimde. beklentilerim yoktu bi umudum bi isteğim yoktu sadece hep derler ya yeri değişmez,hep bi yerlerde benimle olacak falan. o da gitti artık. çünkü gördüm ki hep bi yerlerde benimle olmasını istediğim adam o adam değildi. benden sonra değişmişti. onda görüp sevdiğim tüm ışığını kaybetmişti. çok farklıydı çok yabancıydı.
ve ben onu sokağın ortasında bir daha görmeyeceğim bir yabancı olarak bıraktım....